9 Mart 2012 Cuma

Efsane sol açık Kör Tuğrul röportajı

“O forma herkese nasip olmaz”

Beşiktaş’ın efsane sol beklerinden Kör Tuğrul’u tanımayan yoktur. Hele gol attığı bir Fenerbahçe maçından sonra çekilmiş fotoğrafı bugün sanal alemde büyük ilgi görüyor. 1971 – 1977 yılları arasında Beşiktaş forması giyen Tuğrul Şener, bugün doğup büyüdüğü kent Yalova’da yaşıyor. Kendisiyle randevulaştıktan sonra, Yalova’ya vardığımızda yağan kar dışımızı üşütse de, Tuğrul Şener’in sıcak sohbetiyle içimiz ısındı. Serencebey’in sorularını yanıtlayan Kör Tuğrul lakaplı Tuğrul Şener’in tatlı sohbetini sizlerle paylaşıyoruz...
Beşiktaş’ta oynamadan önce de Beşiktaşlı mıydınız?
Benim ailemin hepsi Galatasaraylı’ydı. O zamanlar rahmetli Metin Oktay ön plandaydı, ailede Galatasaraylı olunca 14-15 yaşına kadar biz de öyle olduk. Sonra ben Bandırmaspor’a transfer oldum. O zamanlarda Sanlı, Vedat, Yusuf ağabeyler Beşiktaş’ta, benim de Beşiktaş’a karşı bir sempatim var. 2 sene Bandırma’da futbol oynadım, o sürede Beşiktaş’a karşı ilgim daha da fazlalaştı. Daha sonra Gündüz Kılıç zamanında transfer teklifi gelince, bizde Beşiktaşlı olduk. Beni birkaç kişi önermiş. Gündüz Hoca gelmiş maçımı izlemiş, benim de haberim yoktu. Ertesi gün de “kulübe getirin” demiş. Daha sonra transfer ettiler beni.

Beşiktaş’a geldikten sonra zorlandınız mı?
Kesinlikle hiç zorlanmadım. Yalova benim oynadığım zamanda 3. Amatör Küme’de oynuyordu. Namağlup bir üst tarafa çıktık. Sonra 16 yaşımda Bandırma’ya gittim. 2 sene sonra da Beşiktaş’a transfer oldum. Beni o zamanlar isteyen başka takımlar vardı ama Gündüz Hoca maçımı izlemeye kadar gelmiş, isteyen kulüp Beşiktaş olunca biz de transfer olduk. Birinci amatörde oynamadan, direk Birinci Lig’de oynadık. O zamanlar çok fazla konuşulmuştu ama zorlanmadan oynadık.

Sanlı, Vedat kaptan gibi isimlerle oynadınız. O dönemlerden aklınızda kalan neler var?
İlk gittiğim sene Sanlı, Vedat, Yusuf, Nihat ağabey, Davut Ağabey vardı. Benle beraber transfer olan Muzaffer vardı. O zaman 16 tane transfer yapıldı. 1 Türkiye Kupası, 1 Başbakanlık, 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası kazandık. Başarılar insanın aklına yer ediyor tabi...

Gözünüzdeki problem için söylenen farklı şeyler var. Bunlardan biri de maç esnasında olduğu yönünde... Gerçek nedir?
Söylenenler birilerinin uydurması. Benim gözümün durumu, ben 2 yaşındayken olmuş. Göz hastalığı geçirmişim, sonra bu problem oluşmuş. O zaman doktor filan Yalova’da yok. Babam İstanbul, Ankara’da filan doktorlara götürmüş ama kurtaramamışlar. Hiçbir eksikliğini de hissetmedim. Belki sonraki yaşlarımda olsa olabilirdi ama zaten bu halde büyüdüğüm için bir eksikliğini hissetmedim. Futbol oynarken de bana hiç bir kötü etkisi olmadı. Çünkü erken yaşlardan beri varolduğu için alışmıştım...

Fenerbahçe maçından sonra çekilen ve efsane olan bir fotoğrafınız var. O anın hikayesini anlatır mısınız?
Beşiktaş’taki üçüncü senemdi. Ben de o zamanlar her yılbaşı kampında kadro dışı kalıyordum. Sezon başında hiç kampa katılamadım. Herkes kampa gidecek, biz de kulübe gittik. Liste asılmış, biz 26 kişiyiz 25 kişi kampa gidiyor, sadece beni almamışlar. Metin Türel takımın başındaydı. Herkes gitti, bir tek ben gidemedim. Sanlı abi geldi, teselli etti. Birkaç kulüp o ara transfer teklifi yaptı. Ben o hırsla Yalova’ya geldim, kendi kendime çalıştım. Altyapı oyuncularıyla antrenman yaptım. Yalova’da da herkes tatil yaparken, ben sabah akşam koştum. Zaten eksikliğim teknikle ilgili değildi, nefes olarak yükselmem lazımdı. Onu da yakalayınca takıma dahil oldum. Bir maç oynamadım ben, ertesi hafta Galatasaray’la oynayacağız. O maçı kazandık, ikinci golü de ben attım. Bir hafta sonra Ankaragücü, sonra da Fenerbahçe ile oynadık. O maçı da 2-1 kazandık. Yine ikinci golü ben attım, soyunma odasına gidiyoruz. Sıra bana geliyordu, tam duşa gireceğim gazeteci seslendi, o arada fotoğrafı çekmiş. Hatta benim ağzımdan “Fenerin tozunu aldık, var mı başka kese isteyen” yazmış. Halbuki ben söylemedim. O kendince hoş bir cümle eklemiş. Sonra o poz çok konuşuldu. Hala da konuşuluyor...

O dönem tribünler nasıldı?
O dönemde aynıydı, yine aynı. Aynı şekilde atmosfer vardı, tezahüratlar edilirdi. Şimdi daha organize olmuş şekildeler. O zamanlar stadın yarısı rakip taraftarındı, şimdi ki tek fark onların gelmemesi.

O resimden de anlaşıldığı gibi o zamanlar (soyunma odaları vs) şartlar oldukça zormuş...
Rahmetli Gündüz Kılıç geldi, bize bir soyunma odası yaptırdı. Ondan önceki daha beterdi. Ufacık bir yerdi. Alta iniyorduk, sular akmıyordu. Şimdi her şey dört dörtlük. Vefa, İstanbulspor, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş aynı sahada oynuyordu. Stat iki ay iyi, sonra o tempoda hiçbir şey dayanmıyordu. Şimdi ki oyuncular çok şanslı, her şey tam.

Maçlardan önce ve maçlardan sonra taraftar- oyuncu iletişimi nasıldı? Şu an her şey çok kopuk durumda.
Her şey iç içeydi, antrenmanlara gelirlerdi. Biz onların arasından geçer, sahaya çıkardık. Kimin arabası varsa, 4 kişi o arabaya biner, eski açığın oraya gelirdik. Oradan stada girerdik. Şimdi herkes aynı otobüste stada geliyor. Taraftarlar futbolculara dokunamıyor, konuşamıyor. Eskiden taraftarlarla muhabbet ede ede maça girerdik. Maçımızı yapar, yine aynı şekilde stattan ayrılırdık.

Bahsettiğimiz zamanlarda bu kadar fazla kutuplaşma yoktu. O zamanlar derbi haftası nasıl geçerdi?
Tabi ki o maçların havası farklı oluyordu. Biraz daha önemsiyordunuz ama bu kadar gergin değildi. Benim için o maçlar daha rahat maçlardı. Diğer takımlara karşı daha fazla zorlanıyordum. Onlarla oynadığım maçta, çalım attığım oyuncu bir daha karşıma geliyordu. Galatasaray maçında Ekrem’e çalım atıyordum, bir daha gelmiyordu karşıma.

Sizin oynadığınız mevkiye daha sonra pek çok oyuncu geldi. Sizin aklınıza kazınan, beğendiğiniz oyuncu oldu mu? İsmail’i nasıl buluyorsunuz?
İbrahim Üzülmez diyebilirim... Çoğu takımda sol bek sıkıntısı var. İsmail iyi bir oyuncu, İbrahim Üzülmez’den sonra o bölgede uzun süre oynayacak bir oyuncu. Genç oyuncu tabi, zamanla toparlanıyor. Ortaları daha isabetli yapabilse daha iyi olacak. Bu da çalışılarak öğrenilecek bir şey. Bu konuda İsmail’in ısrarcı olması gerekiyor...

Kulüpten ayrılışınız nasıl oldu?
77-78 sezonuydu, Gündüz ağabey bir sene evvel devre arasında gelmişti. O devre arasında 15 maçın 7’sinde oynamıştım. Sezon bitti, transfer filan yapılacak. Ankaragücü’nde Selçuk Ağabey vardı. Onla beraber 7-8 oyuncu geldi. Sezon açılışında kadro oluşturuldu. Ben yine kampa götürülmedim. Yine ben alt takımlarla çalışıyordum. Bir sabah baktım, Gündüz Ağabey odasına geldi. Ben izin aldım hocadan, Gündüz Hoca’yla konuşmaya gittim. Siz hep delikanlı olun dersiniz, ben de soruyorum dedim. “Benim bu takımda oynama şansım nedir” diye sordum. Yüzde bir bile şansın yok dedi. Teşekkür ettim, çıktım odadan. O zaman Lütfi Ağabey Mersin’e gitmişti. O konuşmuş, ben de ondan sonra oraya transfer oldum. Ben o zamanda yeni evlenmişim, İstanbul’da oturuyorum. Lütfi Ağabey aradı, tamam geliyorsun dedi. Bende hanıma filan haber vermemişim, biz veririz dedi kapadı telefonu. Gündüz Ağabey öyle diyince, bende başka takıma transfer oldum. Kiralık gittim, çoğu maçta oynadım. Tekrar geldim, baktım her şey aynı. Futbolu bırakmak istedim. Eski hocam aradı, Bandırmaspor’a o transfer etmişti beni. Bıraktım filan dedim, olmaz dedi. Ben seni İskenderun’a götürüceğim dedi. O zaman İskenderunspor’u çalıştırıyordu. Anlaştılar Beşiktaş’la. Bir sene orda oynadım, sonra geldim bir sene de Kocaelispor’da oynadım. Sonra amatör lige döndüm. Bir sene Yalova’da oynadım. Sonra futbolu bıraktım.

Hiç pişmanlığınız oldu mu?
Futbol konusunda çok var tabi. Keşke Beşiktaş’tan ayrılmasaydım, keşke hoca beni değerlendirseydi...

Şimdi kulüp başkanları çok fazla göz önünde, o zamanlarda da böyle ön plandalar mıydı?
Valla biz çoğu zaman görmüyorduk. En fazla kampta olduğumuz zaman gelir, başarı dilerlerdi. Sonra da görmezdik. Galip geldiysek, soyunma odasına gelirlerdi. Başka da görmezdik. Arada Mehmet Üstünkaya’yı görürdük. Çünkü onunla daha uzun süre çalıştık.

Futbolu bıraktıktan sonra, Beşiktaş’la bağlantınız oldu mu?
Takımda ki ağabeylerimizle uzunca süre görüştüm. Sonra çok fazla görüşemedik ama son zamanlarda yine görüşüyoruz. Zekeriya ağabey geçen gün yemek verdi, orada görüştük. Birkaç kere futbolcu tavsiye etmeye gittik. Görüşmemiz öyle oldu. Yıldırım Bey de sağ olsun bizlere vefa gösteriyor.

Beşiktaşlı oyunculara iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Beşiktaşlı olmak ayrıcalık, Beşiktaşlı olmanın değerini bilsinler. Bunu parayla da kazanamazsınız, başka bir şekilde de kazanamazsınız. O forma nasip olmaz herkese.
Ergin Asaln / SERENCEBEY 56

2 yorum:

  1. Elinize saglik cok guzel bir soylesi olmus... Nacizhane bende gectigimz ay radyoturkum'de o yillarin bir diger Besiktasli futbolcusu Ahmet Börtücene ile bir program yapmıstım. Kendisinin anlattıklarınıda bir ara yazıya döküp, yayınlayacagım insallah.
    Yalnız Ahmet abi, YD'nin pekde vefali oldugunu belirtmedi, hatta tam aksi yonde bir serzenisde bulunmustu programda, haberiniz olsun...
    Tekrar tekrar elinize saglik...

    YanıtlaSil
  2. Bu efsaneleri hatırlayıp da yazmanız çok güzel. O tek gözüyle solda harika oynar, ortalığı resmen dağıtırdı. Allah selamet versin.

    YanıtlaSil